

EYLÜL TOPLANTISINDAKİ FAİZ ARTIRIMININ BÜYÜKLÜĞÜNE İLİŞKİN BELİRSİZLİKLER ARTTI
Kovid-19 salgınının tedarik zincirini bozmasıyla ortaya çıkan ve Rusya-Ukrayna savaşının emtia fiyatlarını artırmasıyla ivmelenen enflasyon, ABD'de büyük bir endişe kaynağı haline gelerek fiyat istikrarının sağlanması konusunda Fed'in üzerindeki baskıyı artırmıştı.
Ülkede yıllık enflasyon haziranda yüzde 9,1 ile 41 yılın zirvesine çıkarken, temmuzda 8,5 ile beklentilerin altında artış kaydetmişti.
Yükselen enflasyon karşısında geçen yılın son çeyreğinde para politikası tonu değişmeye başlayan Fed, mart ayından bu yana toplamda 225 baz puanlık faiz artırımına gitmişti.
Fed Başkanı Powell, son olarak bankanın temmuz ayında gerçekleştirilen FOMC toplantısının ardından yaptığı açıklamada, gelecek aylarda enflasyonun düştüğüne dair ikna edici kanıtlar arayacaklarını, faiz artışlarının hızının gelen verilere ve ekonominin gelişen görünümüne bağlı olmaya devam edeceğini vurgulamıştı.
Fed'in geçen hafta açıklanan temmuz ayı toplantı tutanaklarında ise enflasyon önemli ölçüde düşene kadar faiz artırımlarının devam edeceği vurgulanırken, sürekli değişen ekonomik çerçevede gereğinden fazla sıkılaşmaya gidilmiş olabileceğine dair risklere işaret edilmesi ikilem yaratmıştı.
Öte yandan Fed yetkililerinin açıklamaları ağırlıklı olarak 75 baz puanlık faiz artırımına işaret ederken bankanın son toplantısına ait tutanakların 50 baz puanlık artışa açık kapı bırakması ise Fed'in gelecek ayki toplantısında yapacağı faiz artırım büyüklüğüne ilişkin belirsizlikleri artırdı.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda da Fed'in eylül toplantısında yüzde 37,5 ihtimalle 50 baz puan ve yüzde 62,5 ihtimalle 75 baz puanlık faiz artışına gideceği tahminleri öne çıktı.