

"AŞILAMA PERFORMANSIMIZ PEK ÇOK ÜLKEDEN DAHA İYİ"
SORU: Dolar cinsinden büyüme rakamları TL'de olduğu gibi olumlu değil. Türkiye'nin ana hedefi 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmek. Dolayısıyla bu tablo hedefi olumsuz etkiler mi?
CEVAP: Türkiye sınai altyapısı, zengin insan kaynağı, inovatif kabiliyetleri ve girişimcileri sayesinde yüksek büyüme potansiyeline sahip. Ancak en temel problemimiz büyümenin finansmanı konusunda ortaya çıkıyor. Örneğin geçen yıl toplam yatırım harcamalarının milli gelirdeki oranı %31 olarak gerçekleşti. Bunların %26'sı iç tasarruflarımızla finanse edildi. Geriye kalan %5'lik kısım için de dış tasarrufları kullandık. Yatırım-tasarruf eşitsizliği, yani %5'lik kısım geçen sene verdiğimiz cari açığa karşılık geliyor. Dolayısıyla kalkınma önceliklerimizle büyümenin finansmanı konusunda bir denge kurmamız gerekiyor. Büyümenin finansmanında dışarıya kısmen bağımlı olmamız ve sermaye akımlarındaki olası aksaklıklar, döviz kurlarındaki volatiliteye karşı kırılganlığı artırırken, kurdan enflasyona geçişi de hızlandırıyor. Kurun oynaklığı da bu yapısal sorundan geçiyor. Faizin yüksekliği de, enflasyonun katılığı da buna ilave edilebilir. Bu yapısal sorunla mücadele konusunda kararlıyız. İşin bir de tabii konjonktürel boyutları var, 2013'ten bu yana gerek iç, gerekse dış kaynaklı ciddi sınamalarla karşılaştık. 2020 Mart'ından itibaren içinde bulunduğumuz pandemi süreci tüm dünyada alışık olduğumuz düzenleri sarstı. Ancak, aşılama performansımız pek çok ülkeden daha iyi. Bu durum büyüme performansımızı olumlu etkiliyor. Temel önceliğimiz büyümenin kaliteli, dengeli ve istikrarlı bir patikada oluşması. Elbette zorlukların da farkındayız bu zorlukların hiçbirisi aşılamayacak nitelikte değil, kırılgan tarafları hızla onarıp güçlü yönlerimizi daha da perçinleyeceğiz. Türkiye'nin ekonomik politikalarının yönü ve hedefi bellidir. Piyasalar bize güvensin, sanayicimiz güvensin, halkımız bize güvensin.